9 Mayıs 2008 Cuma

1. Bölüm - Konu

Yol Arkadaşım'ın esas kızı Ayla (Özge Özberk), Ege’nin şirin bir kasabasında doğmuş, ailesini kaybettikten sonra kendisine çok düşkün olan babaannesi ve amcası tarafından büyütülmüştür. Amca serttir ve Ayla'yı hırpalar. Bu sert tavırlar aralarında keskin bir mesafe oluşturmuş ve Ayla 15 yaşında okuması için kasabadan İstanbul’a göndermiştir.

İstanbul’a giderken arkasında sadece kasabayı değil, ilk aşkı Suat’ı (Polat Bilgin) da bırakmıştır. Genç kızlığında tuttuğu günlüğüne kasabadan ayrılışı ile ilgili olarak, buraya, göğsünü gere gere döneceğini, o herkesin hor gördüğü Ayla’nın ne kadar güçlü bir kadın olduğunu göstereceğini not etmiştir. İstanbul’da okulunu bitiren ve kendisini geliştiren Ayla, Sertaç (Sinan Tuzcu) ile mutlu bir evlilik yapmış ve anne olmuştur.

Ayla’nın mutlu giden evliliği bir gün eşinin kendisini karşı komşuları olan üniversite öğrencisiyle aldattığını öğrenmesiyle sallantıya girecek ve kızı Eylül’ü de alan Ayla bir süreliğine, yıllar önce ayrıldığı kasabaya gidecektir. Hiç de bu kasabadan ayrılırken kendisine verdiği sözdeki gibi güçlü dönmemiştir kasabaya Ayla. Güçlü ama yorgun, savaşçı ama silahsız… Kasabaya dönüş Ayla için, arasının bozuk olduğu amcasıyla, kendisine yabancı gözüyle bakan kasabayla ve en önemlisi kendisiyle bir çatışma yaratacaktır. Tüm bu çatışmalar arasında kendisine hala ilgisi olan “ilk aşkı” Suat ile aralarında tekrar bir yakınlaşma başlayacaktır.

Kızı Eylül için herşeyi yapmaya hazır olan Ayla, kasabada kalmalı mıdır, yoksa kendisini aldatan eşine dönmeli midir?

Kanal D'den yeni bir dizi

Kalan D'de yeni bir dizi başlıyor: Yol Arkadaşım. Dizinin senaryosu Çağan Irmak imzalı. Bu durum, başlamadan dizinin ilgimi çekmesine yetti.

Dizikolik filan olduğumdan değil. Deneysel yaklaşacağım bu sefer. Oturup ciddi ciddi kafa yoracağım. Bir diziyi nasıl sever insanlar, duygu nasıl tırmandırılır, ilgi nasıl sağlanır, duyguyu güçlendirecek unsurlar nasıl kullanılır? Bu işin matematiği nedir?

Ben bir yandan gizli gizli bunları düşünürken, sizden de katkılarınızı rica edeceğim ama. Neden sevdiniz karakterleri, neden hikaye sardı sizi, nasıl gelişmesini istiyorsunuz hikayenin, yeni bölüm tahminleriniz nedir? Gibi. Birlikte bir şeyi keşfetmenin tadına varsak, güzel bir yolculuğu paylaşsak, beğenmezsek gelişmeleri baskı unsuru olsak yapımcılara? Fena mı olur? İnteraktif bir seyir gerçekleştirelim, hadi !

Dizi yazmak istiyorum bazen. İnsanların duygularını galeyana getirmek, benim ağladığımla ağlatmak, benim düşündüğümle düşündürmek, benim güldüğümle güldürmek, bence önemli olan küçük detayları bunları önemseyecek başka başka insanlarla paylaşmak... Niye böyle bir şey ister insan?

Çağan Irmak ile 2005 yılında yapılan bir söyleşiyi buldum; o röportajda kendi hayat yolculuğundan bahsederken dizinin tanıtım fragmanında geçen ifadeyi kullanmış Irmak: " İnsan plan yaparken Allah yukarıdan gülümsermiş".

Kelimelerle düşünüyoruz. Bir gün geliyor, bir kelime duyuyoruz ve sanki adını bulamadığımız o 'şey' anlamına kavuşuyor. Hayat yolculuğunda yaşanan en harika anlar, belki de 'anlamını bulmuş kelimeler' ile tanışma anlarımız. Bir kitap okuyoruz, bir cümle duyuyoruz, farkında bile olmuyoruz belki... ama hayatımız değişebiliyor. Kelimelerin gücü. Daha fazla anlama, daha fazla derinliğe, ancak kelimelere ulaştıkça sahip olabiliyoruz sanki.